Ayça Aykaç: “Galatasaray Formasını Üstümde Görmek İstiyorum”

📅
🕒
Sultanlar Ligi
Ayça Aykaç: “Galatasaray Formasını Üstümde Görmek İstiyorum”

Özet

Ayça Aykaç, kariyerinin yeni dönemine hazırlanırken hem Giovanni Guidetti ile geçen yılları hem de yeni sezonda formasını giyeceği Galatasaray Daikin hakkındaki düşüncelerini anlattı. VakıfBank kültürünün arkasındaki baskıyı, takım içindeki rekabeti ve şampiyonluk mentalitesini detaylı şekilde açıklayan milli libero, sarı-kırmızılı forma için ise “çok heyecanlıyım” ifadelerini kullandı.

“Bugün Ayça Aykaç’sam Giovanni sayesinde”

“Bugün Ayça Aykaç’sam Giovanni sayesinde.

Bu arada kesinlikle kolay değil, Giovanni ile çalışmak çok zor. İnanılmaz zor. Psikolojik olarak çok zor. Kesinlikle bir spor psikoloğu ya da psikologla çalışmanız gerekiyor. Tek başınıza üstesinden gelebileceğiniz bir şey değil onunla çalışmak. Bütün takım arkadaşlarımın psikoloğu var ve bence olmalı da.

Bir yerde Giovanni’ye gidip ‘Yeter artık, benden ne istiyorsun? Ben sana daha ne verebilirim?’ dediğimi hatırlıyorum.

İlk senemde, ilk liberoyken beni bir gün oyundan çıkardı ve ne olduğunu anlamadım. Şoka girdim çünkü hiçbir hata yapmamıştım, kötü oynamıyordum, maçı da kazanıyorduk.

Maç bitti, bana ‘Nasıl hissediyorsun?’ diye mesaj attı. Ben de ‘Anlayamadım, neden oyundan çıktım?’ dedim. Bana ‘Tepkini görmek istedim’ dedi.

Sinirlendin mi, tepki mi gösterdin, bana kızdın mı, kendini kontrol edebiliyor musun… Yani ortada bir sebep yokken oyundan çıkmışsın, hırsından geberebilirsin ama o an hiç renk vermemen gerekiyor.

Ve antrenmanda o baskıyı yönetebilirsen, VakıfBank antrenmanını kaldırabilen bence her yerde antrenman yapar. Çünkü inanılmaz zor antrenmanlar. İnanılmaz tense, yoğun ve antrenmanlarda inanılmaz ralliler oluyor.

Bir topa koşmadın mı mesela, antrenman duruyor. Giovanni bir tane sepet alıyor, o sepetteki toplar bitene kadar sana top atıyor ve sen yere atlamayı öğrenmek zorundasın.”

“En çok Antropova ve Fedorovtseva’nın servislerinde zorlandım”

“Giovanni bu sene Marina’nın olabildiğince az servis karşılamasını istedi. Mesela 1 numaradayken Vargas topu havaya attığı an 6 numaraya gelip Marina’ya yardım etmek için onun önünden servis karşılıyordum.

Bunu geçen sene sorsaydınız bir sürü kişi söyleyebilirdim ama bu sene bu switch’leri yapa yapa ‘Abi ben bunu yapabiliyorum’ oldum.

Ama aralarında en çok zorlandığım Antropova. Çünkü Antropova’nın servisi dönmeden geliyor. Normalde smaç serviste bir spin olur; ne kadar çok spinli olursa karşılaman o kadar kolay olur. Ama Antropova’nın servisi hiç dönmeden geliyor, onu kontrol etmek gerçekten zor.

Fedorovtseva’nın attığı açılar da inanılmaz. Normalde şu açıya alışkınım ama topun bu tarafına vurulması, yani topun farklı bir rotasyonda gelmesi bence kimsenin alışık olduğu bir açı değil.

Onda da topun arkasına geçmen lazım. Normalde lateral alabilirsin, manşeti double plus gider ama topun arkasına geçemediğin her top ace oluyor. Gerçekten inanılmaz zor bir servis.

Özellikle 5’e attığı servisler çok zor. Çünkü ben 6’dayım, top bana geliyor gibi görünüyor. Derya 5’te, ‘Derya sana yardım edeceğim’ diyorum, o da ‘Tamam, tamam’ diyor.

Top elinden çıktığı an bana geleceğine eminim ama top son iki metrede Derya’ya dönüyor. Derya da ‘Top bana geldi ya, inanamıyorum’ diyor çünkü elinden çıkarken bana geleceği yüzde yüz belliydi.

Gerçekten çok zor servis atan oyuncular var ama bence bunu iyi hallettiğimizi, takım olarak üstesinden geldiğimizi düşünüyorum.”

“VakıfBank’ta her maç daha aç hissediyorsun”

“Mesela 24 kupa kazandığımı diyorsunuz ama ben hâlâ üç gün önce oynadığım maçtaki açlığı bir önceki maçta hissetmedim. Her maç daha aç hissediyorum.

VakıfBank’ta böyle bir kültür var ve bence bunu Giovanni takıma gerçekten empoze ediyor.

İnanılmaz bir şey. Bu adamı 11 yıldır tanıyorum, her maç öncesi yaptığı konuşma bir öncekiyle aynı değil. Kendini nasıl bu kadar geliştirebiliyor ve motive edebiliyor bilmiyorum.

Çünkü kendini motive etmeyen birisi sizi motive edemez. Demek ki o da kendine inanılmaz bir motivasyon buluyor ki takımdaki 14 kişiyi de aynı şekilde motive edebiliyor.

Birisi bana ‘Nasıl oluyor da VakıfBank’ta bench’ten giren oyuncular hep takıma yüzde yüz katkı sağlayabiliyor?’ diye sordu.

Çünkü bizim sezon öncesi Giovanni ile birebir toplantılarımız oluyor. Orada Giovanni ‘Benden beklentin ne? Kulüpten ne bekliyorsun? Kendinden ne bekliyorsun? Takımdaki rolünün farkında mısın?’ gibi sorular soruyor.

Bence bu inanılmaz bir şey. Çünkü sen takımdaki rolünü bilirsen, mesela üçüncü smaçör olduğunu ve ilk altıdaki iki smaçör kötü oynadığında oyuna girip iş yapman gerektiğini kafanda kodlarsan, ona göre antrenman yapıp ona göre motive oluyorsun.

Giovanni maç öncesi ısınmada herkes için farklı şeyler söyler. Pasörlere taktiksel şeyler anlatır, bana defansta nerede durmam gerektiğini ya da takımın o gün neye ihtiyacı olduğunu söyler.

Ama mesela Final Four’da taktiksel değil, tamamen motivasyon konuşması yaptık.”

“Dangubic’in emekleri olmasa o kupayı alamazdık”

“Bence maçın dönüm noktası Dangubic’in oyuna girmesi. Ben ona Nina diyorum. Nina’nın oyuna girmesi gerçekten inanılmazdı.

Sürekli pozitif biri ve nasıl antrenman yaptığını size anlatamam. Özellikle sezonun sonuna doğru o kadar iyi antrenman yaptı ki…

Çünkü psikolojik olarak bence çok zor. Oynamayan bir oyuncusun. Kritik maçlarda oyuna girmeyen, ilk altı başlamayan bir oyuncusun.

Genellikle sezonda daha alt sıra takımlarına karşı oynuyorsun. O maçlara motive olmak, iyi oynamak ve kendini hazır tutmak gerçekten inanılmaz karakter gerektiriyor.

Maçtan sonra geçmiş olsun demek için odasına gittik. Bize ‘Ambulansta 5. seti izledim’ dedi.

Böyle bir bağlılık… O anda her şeyi unutabilirsin. Hayatında ilk defa böyle ağır bir sakatlık yaşamış mesela.

Ben ilk düştüğü an ‘Sabri abi, bileği mi dizi mi anlayamadım’ dedim çünkü ağlamadı. O kadar ağır bir sakatlıkta yaygara koparması gerekir bence ama bağırmadı. Sadece gözlerinden yaş geldi.

Onun emekleri olmasa biz şu an o kupayı alamazdık.”

“Galatasaray’a gitme fikri beni inanılmaz motive etti”

“Çok heyecanlıyım. Evet, 17 senenin ardından VakıfBank’tan ayrıldım. Çok uzun bir süre ama bu kararı verirken Galatasaray’a gitme fikri beni inanılmaz motive etti.

Galatasaray formasını, o sarı-kırmızı formayı üstümde görmek istiyorum. Çok mutluyum.

Tecrübemi olabildiğince takım arkadaşlarımla paylaşıp Galatasaray’ı voleybolda hak ettiği yere çıkarmak istiyorum.

Çünkü İlkin de çok değerli ve çok önemli bir sporcu. Onunla beraber çok iyi işler yapacağımıza inanıyorum.

Onların CEV maçını evde izlerken ‘Allah’ım ne olur kazansınlar, lütfen kazansınlar’ diyordum.

Şimdi bu sene yine CEV Cup’ta oynayacağız. Umarım CEV Cup’ı yine kazanabiliriz.

Takım için elimden gelen her şeyi yapacağım.”

Kaynaklar

Paylaş

✉️E-posta
Bu haberi paylaşın!

Yorumlar (0)

Yorum Yap

Yorumlar yükleniyor...