Eda Erdem’i yalnızca başarılı bir sporcu olarak değil, bir insan olarak nasıl tanımlarsınız? Kendinizi, karakterinizi ve hayata bakışınızı hangi kelimelerle anlatırsınız?
Eda Erdem: Kendimi çalışkan, disiplinli ve sorumluluk duygusu yüksek biri olarak tanımlayabilirim. Yaptığım iş ne olursa olsun elimden gelenin en iyisini yapmaya ve bunu istikrarlı bir şekilde sürdürmeye çalışırım.
Çünkü benim için başarı kadar, o başarıyı mümkün kılan disiplini ve motivasyonu yıllar boyunca koruyabilmek de çok değerli. Ama bütün bunların yanında hayattan keyif almayı, sevdiklerimle vakit geçirmeyi ve her koşulda kendim olarak kalabilmeyi de çok önemsiyorum.
Voleybol bana yıllar içinde sabretmeyi, mücadele etmeyi, kazanırken de kaybederken de ayakta kalmayı öğretti. Sanırım bugün beni en iyi anlatan kelimeler; çalışkanlık, samimiyet, mücadele ve istikrar olur.
Bu seneki millî takım sezonu sizin için nasıl geçti? Bir sporcu ve takım kaptanı olarak aklınızda en çok hangi anlar ve duygular kaldı?
Eda Erdem: Çok özel ve duygusal bir yaz oldu. Milletler Ligi’nde takımımızın şampiyonluğunu ekran başında izlemek ve takım arkadaşlarımla gurur duymak bambaşka bir duyguydu.
Ardından Avrupa Şampiyonası için yeniden millî takım formasını giymek ve bu yolculuğun sonunda İstanbul’da, kendi seyircimizin önünde Avrupa şampiyonu olmak ise gerçekten kelimelere dökülmesi zor bir histi.
Millî takımda geçirdiğim bunca yılın ardından hâlâ sahaya ilk günkü heyecanla çıkabiliyor olmak benim için çok kıymetli. Bu yaz da takım olarak çok güçlü bir birliktelik gösterdik. Zorlandığımız anlar oldu ama birbirimize inanmayı ve kenetlenmeyi hiç bırakmadık.
Finalden sonra tribünlere baktığım o anı, yaşadığımız duygu yoğunluğunu, takım arkadaşlarımla birbirimize sarıldığımız o birkaç saniyeyi ve kupayı kendi ülkemizde kaldırmayı sanırım hayatım boyunca unutmayacağım.
Uzun yıllardır A Millî Takımımızın kaptanlığını üstleniyorsunuz. Ay yıldızlı formayı taşımak ve kazandığınız şampiyonaların ardından salonda İstiklal Marşımızı dinletmek sizin için nasıl bir anlam taşıyor?
Eda Erdem: Millî takım formasını ilk kez 2005 yılında giydim. Aradan 21 yıl geçti ve o formayı her giydiğimde aynı gururu ve sorumluluğu hissediyorum. Bir sporcu için giydiği formanın her zaman büyük bir anlamı ve beraberinde getirdiği bir sorumluluk var.
Millî takım formasıyla ülkemizi temsil etmek, bütün ülkenin kenetlenip bizimle birlikte o maçı yaşadığını hissetmek, milyonlarca insanın ortak duygusunu sahaya taşıyabilmek gerçekten çok kıymetli. Bir yanda başarmanın verdiği büyük bir gurur, diğer yanda verdiğimiz emeğin ve yaptığımız fedakârlıkların karşılığını almış olmanın huzuru var.
İstiklal Marşımızı hep birlikte söylediğimiz o anı tarif etmek ise çok zor. O başarının benim için, takımımız için ve ülkemiz için taşıdığı anlamı çok daha yoğun hissediyorum. Kaç kez yaşarsam yaşayayım, alışabileceğim bir his değil.
Kulüp kariyerinizde özellikle Fenerbahçe’de Şampiyonlar Ligi, Dünya Kulüpler Şampiyonası, Türkiye Ligi şampiyonlukları yaşadınız. Beşiktaş altyapısında başlayıp Fenerbahçe’de devam eden bu uzun ve başarılı kulüp kariyerinizi, bugün geriye dönüp baktığınızda nasıl değerlendiriyorsunuz?
Eda Erdem: Voleybola Beşiktaş altyapısında başladım ve orada üzerimde emeği olan insanların katkısını hiçbir zaman unutmuyorum.
Geriye dönüp baktığımda kupalar ve şampiyonluklar elbette çok değerli ama Fenerbahçe’yle kurduğum bağı yalnızca başarılarla anlatamam.
Camiamızla, taraftarlarımızla, takım arkadaşlarımla birlikte yaşadığımız iyi günlerin de zor günlerin de benim için ayrı bir yeri var.
Son imza törenimde de söylediğim gibi: “Sırtımda 20 yıl, bir ömür Fenerbahçe.” Sanırım Fenerbahçe’yle aramdaki bağı en iyi anlatan cümle bu.
Birçok turnuvada En Değerli Oyuncu, En İyi Orta Oyuncu, En İyi Blokör, En İyi Servis Atan Oyuncu gibi bireysel ödüllerin de sahibi oldunuz. Senelerce üst düzey voleybol oynayarak bu istikrarı sürdürebilmenizin sırrı nedir?
Eda Erdem: İstikrar, her gün yeniden başlamayı ve aynı ciddiyetle çalışmayı gerektiriyor. Bunu bu kadar uzun süre sürdürebilmemin en önemli nedenlerinden biri de voleybolu gerçekten çok sevmem. Her zaman söylüyorum, voleybol benim için oksijen gibi; hayatımın doğal ve vazgeçilmez bir parçası.
Hâlâ antrenmana gitmekten, rekabet etmekten, sahada olmaktan ve yeni bir şey öğrenmekten keyif alıyorum. O sevgi var oldukça disiplinimi ve motivasyonumu korumak da daha kolay oluyor.
Bireysel ödülleri de hiçbir zaman yalnızca kendime ait bir başarı olarak görmedim. Voleybol tamamen bir takım oyunu; sahada yaptığımız her şey birbirini tamamlıyor ve takım arkadaşlarımızın emeğiyle anlam kazanıyor.
O yüzden benim için asıl değerli olan, takımın başarısına katkı sağlarken kendi performansımı da yıllar boyunca üst düzeyde tutabilmiş olmak.
Sizi yalnızca voleyboldaki başarılarınızla değil, güçlü duruşunuz, azminiz ve liderliğinizle de örnek alan pek çok kız çocuğu var. Sizi izleyen çocuklarımıza, gençlerimize, kendi potansiyellerini keşfetmeleri ve hedeflerine cesaretle yürümeleri konusunda nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Eda Erdem: Benim hikâyem bir çocuğa kendi potansiyeline inanması ve hayalinin peşinden gitmesi için cesaret verebiliyorsa, özellikle kız çocukları beni izleyip “Ben de yapabilirim.” diyebiliyorsa bu beni elbette çok mutlu ediyor.
Ama asıl önemli olan bir başkasının hikâyesini tekrar etmeye çalışmak değil; kendi yollarını bulmaları, kendi hikâyelerini yazmaları. Kendilerini tanısınlar, neyi sevdiklerini, hangi konuda iyi olabileceklerini keşfetmekten ve denemekten korkmasınlar.
Hayatta her şey ilk denemede istediğiniz gibi olmayabiliyor. Bazen bir hedefe ulaşmak için birkaç kez denemeniz, sabretmeniz ve çalışmaya devam etmeniz gerekiyor. Önemli olan neden başladığınızı unutmamak ve karşılaştığınız zorlukların sizi vazgeçirmesine izin vermemek.
Ben de yıllar boyunca çalışarak, hata yaparak, yeniden deneyerek ve kendime yeni hedefler koyarak bugünlere geldim. Onların da güçlerini keşfetmeleri ve yollarında cesaretle ilerlemeleri en büyük dileğim.
Hem aktif sporculuk kariyeriniz devam ederken gerçekleştirmek istediğiniz hedefleriniz hem de sporculuğu bıraktıktan sonraki hayalleriniz neler? Voleybolun dışında gerçekleştirmek istediğiniz, kendinize koyduğunuz yeni hedefler var mı?
Eda Erdem: Şu anda odağım sahada ve önümde ulaşmak istediğim hedefler var. Fenerbahçe formasıyla ve Millî Takımımızla sahaya çıktığım sürece kazanabileceğimiz her kupaya katkı sağlamak istiyorum.
Açıkçası çok uzun vadeli planlar yapmıyorum. Sporculuk sonrasını elbette zaman zaman düşünüyorum ama şimdiden kendime kesin bir yol çizmek istemiyorum.
Voleybol dışında da merak ettiğim, zaman ayırmak istediğim şeyler var ama bunları bugün için net hedeflere dönüştürmüş değilim.
Şu an geleceği planlamaktan çok, içinde olduğum bu hikâyenin tadını çıkarmaya ve voleybol oynadığım her anın kıymetini bilmeye çalışıyorum.
Kaynak: Ayın Tarihi Dergisi x İletişim Başkanlığı
