Milli smaçör ve Galatasaray Kadın Voleybol Takımı Kaptanı İlkin Aydın, Socrates YouTube kanalına verdiği röportajda hem sakatlık sürecini hem de Galatasaray’a transfer olduğu ilk günlerde yaşadığı duyguları anlattı. Takım ve taraftarla kurduğu güçlü bağa da değinen İlkin Aydın, kariyerine dair açıklamalarda bulundu. İşte röportajdan öne çıkan satırlar…
“Öncelikle şu anda iyiyim. Vidalarım alındı evet ama ameliyatta biraz zorlandıkları için kemikle ilgili ufak bir törpüleme yapmaları gerekti. O yüzden tedavi sürecim bir tık daha arttı, 25-30 güne çıktı. Çok voleyboldan uzak kaldım diyemem. Çünkü, ameliyatlarımın hiç birinde dokuyla ilgili bir problem olmadığı için aslında 25 gün bittikten sonra hemen antrenmanlara başladım. Tabii ki en zor kısmı maçları televizyondan seyretmekti ama milli takım olunca iş milli ruha döndüğü için kim olursa olsun sahada her zaman tam destek. O yüzden şu an iyiyim ve takımla birlikte olduğum için mutluyum. Benim için yine çok şey öğrendiğim ufak bir ameliyat süreci oldu ama güzel geçti. Bunlar zaten sporun içinde olduğu için baştan kabul ederek biz bu işe başlıyoruz. O yüzden benim için çok değişik bir şey değil. Önceki ön çarpraz bağ ameliyatlarımı da biliyorsunuz. O yüzden beni çok da mental olarak yoran bir süreç olmadı.”
Galatasaray’a transfer olduğu günler hakkında bu sözleri söyledi: “Bir gün menajerim, annem, babam ve ben oturduk. Galatasaray’dan teklif olduğunu söylediler. Tüylerim diken diken olmuştu gerçekten. Şimdi bile düşününce ağlamak istiyorum. O kadar heyecanlanmıştım ki. Çocuktum yani. Kalkıp İstanbul’a gelmem gerekiyordu. Benim için o kadar büyük şeylerdi ki o zaman. Tabii ki kaptanı olacağımı desen inanmazdım. “Galatasaray burası. Olur mu öyle şey? Böyle bir şey ben nasıl düşüneyim?” dedim. 16 yaşındayım, utanarak geldim. İlk gün zaten Neslihan (Demir) Abla ile karşılaştım kulüpte. İyice heyecanlandım, elim ayağım birbirine girdi. Kapının önünde basamak varmış, görmedim düştüm. Allahtan kimse gelmemişti. Çünkü, ben çok heyecanlandığım için erkenden gitmiştim. Sonra o heyecanım dindi. Araya sakatlığım girdi. Bana çok sahip çıktılar. Tekrar buradan teşekkür edeyim. Aramızdaki bağ her geçen gün daha da kuvvetlendi. Bundan dolayı çok mutluyum. Şimdi dönüp geriye baktığımda bir saniye bile düşünmem yine aynı kararı veririm. Gerçekten verdiğim karardan dolayı çok mutluyum.”
Galatasaray taraftarı ile kurduğu güçlü bağdan da bu şekilde söz etti: “8 senedir gerçekten her gün, her maç kuvvetlenen bir bağ kurduğumuzu düşünüyorum. Ben hep söylüyorum. Tribünde kaç kişi olduğu fark etmez. Orada onları görmek bizim için çok değerli. Sahada bizi daha güçlü hissettiriyor. Ben zaten her zaman kazansak da kaybetsek de arkamızda olduklarını biliyorum. Ben bizim bağımızın ne kadar kuvvetli olduğunu biliyorum ve karşılıklı birbirimize zamanından beri ne kadar sabır gösterdiğimizi, birbirimizi ne kadar mutlu ettiğimizi, desteklediğimizi hissediyorum. Sakatlık dönemimde maçlara değenekle gittiğim zamanda bile taraftarla ufak anlar yaşıyorduk. Onlar bile beni mutlu ediyordu. O yüzden benden hiç vazgeçmeyen kulübüm ve taraftarına teşekkür ediyorum. Umarım karşılığını verebiliyorumdur.”
Röportajın tamamını Socrates YouTube kanalında izleyebilirsiniz: Buradan izleyin
